Okan Bayülgen’i Nasıl Öldürdüm? Epizot – 2 (Seni Gömmem Lazım)

By  |  0 Comments

Peki, şimdi ne olacaktı? Aklımın prim günü beş bini geçmişti…

Dehşete kapıldım, katil olmuştum. Katil olunca ne yapıyorduk? Tanıkları ve ipuçlarını yok etmem lazım. Savcıya para yedirmem gerek.  Peşimdeki dedektifi bir şekilde atlatmalıyım. Arabayı da hiç mola vermeden Meksika sınırına kadar sürdüm mü tamamdır!   Eee peki tanık yok?  Benzin olmuş beş lira. Eve gelenlerimi öldürsem?  O değil de evin depozitosu bu durumda yanar mı? Sözleşmede böyle bir madde yok.  Ama yooook, kesin alamam ben o depozitoyu. Vay ben nerelere gidem.

Okan Bayülgen’i öldürdüğüm er ya da geç anlaşılacak. Tüm çevrem beraber yaşadığımızı da biliyor. Önceliğim, sakince düşünmek olmalı, evet, düşünüyorum, sakince düşünüyorum… Arada aklıma Songül Karlı geliyor ama gene de düşünüyorum…

Yaşanan tüm olaylara kaza süsü verebilirim ya da en güzeli onu kurtarmayı denedim desem?

(Okan’ı sudan çıkarıp Gökhan Güney hocamızın Seda Sayan’a uyguladığı ilk yardım metotlarını bir bir tatbik ettim.  Açıkçası hiç hoş durmadı… (http://www.youtube.com/watch?v=2wzee4tTzvk) )

En güzeli kendimden kurtulmak! Hayır, saçmalamama cesetten kurtul!

Ayağına taş bağlayıp denize mi salsam? Eeee ayağı yok ki? O halde Teşvikiye camisinin bahçesine gömeyim. Pipi mi lan bu? O zaman da usul gereği cenaze namazını kıldırmak lazım.  Ah ben zamanında o bitpazarından güneş gözlüğünü almalıydım, hazırlıklı olmak lazım…

Evreka! Okan’ı pişirip komşulara dağıtayım. Benim sesim niye bu kadar gaddarlaştı? Bunu yapamam. En güzeli pişirme işlemi yapan bir balıkçıyı aramak…

-Alo, iyi günler beyefendi. Hayır, belediyeden aramıyorum. Hayır, kredi kartı satmayacağım. Lan bir dinle! ….Hah şöyle.   Bir ceset işim vardı. Büyük bir gizlilik içinde yapılmasını istiyorum. Evet, gizlilik, daha sakin bir yere geçer misiniz?

-Teşekkür ederim, yalnızsınız demi?  Şimdi hangisi daha hızlı olur? Hmmm, tamam! Buğulama olsun, eti budu ne ki garibin. Piştikten sonra ihtiyaç sahiplerine dağıtılsın. Adı Okan! Hayır, hayır dalga geçmiyorum balık tabi. Aslen asyalı ama yasadışı yollarla ülkemize giriş yapmış olabilir.  Evet, evet… Bir kilo gelmez. Bir tanedir kendisi.   Hamsi diyorsun? Taze diyorsun? Bir kilo alayım o zaman.  Ben parayı işyerinin önündeki çöp kovasına bırakırım. Evet, evet gayet ciddiyim. Yuh o nasıl küfür, pis adam! (Çat)

Vay arkadaş, adam güneş dil teorisini tek bir kelimeye sığdırarak küfretti. Böyle yaşanmaz, kaçak hayatı bana göre değil ki? Kendi çarşaflarım olmadan uyuyamam.  İçeride koğuş ağasının soytarısı olurum daha iyi.  Belki dışarıya çıktığımda kitaplarım bestseller olur. Daha sonrada politikaya atılırım, birkaç şiir ezberledim mi tamamdır!  Nasıldı? Beraber yürüdük biz bu yollarda! Her neyse en güzeli polisi arayıp teslim olmak…

-Alo iyi günler memur bey. Bir ihbarda bulunacaktım.  Cinayet işledim, azılı bir zanlıyım. Hayır Azeri değilim azılıyım, yo hayır karımı öldürmedim. Tecavüz mü? Oldu bir şeyler ama pek sayılmaz. Demek tecavüze indirim var. Hmmm ilginç, ya o başlattı dersem?  Oh oh iyimiş, gel al servislerde bir güzellik yapıyor musunuz?  Tamam abartmıyorum.  Kim mi? Okan Bayülgen’i öldürdüm efendim. Evet,  yaşıyor mu? ….Nasıl olur? Kendisi bir balıktır. Doğru duydunuz bir balık.  Hmmm, babamın şarap çanağı diyorsunuz?  Dedemin ibriği var olur mu?  (Çat)

İnsan bu ülkede ağız tadıyla bile teslim olamıyor ama ben size ne yapacağımı biliyorum…

-Alo, iyi günler memur bey.  Ben size üniformalı erkeklerden hoşlandığı söylemiş miydim?

 

Devam edecek…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir