Hz. Ademin Yasak Elması    

By  |  0 Comments

Yasak elma insanoğlunun günlük yaşantısında değişik zamanlarda karşısına çıkan bir mecazdır bence.  Hz. Adem cennette eşi ile yaşarken yasak elmadan neden tatma gereksiniminin de bulunduysa bizi de şuanda olmayacak şeylerin peşinde koşturan odur.  Din adamlarına göre  bu olaylarının kaynağı şeytan.  Peki bize göre ? sevgi mi ? nefret mi ? özlem mi ? korku mu? Yoksa aşk mı ?   

Gelin bu konuyu açalım biraz. Bana kalırsa Hz. Adem Havva’ ya çok aşıktı, o kadar aşıktı ki bu aşk onun sarhoş etti hatta kör etti. Gitti ve yasak elmadan yedi . Sonrasını biliyorsunuz zaten cennetten dünyaya sürgün.   Peki bizim yasak elmamız ne ? Yasak elmalarımız ne  ? Hiç olmayacak bir şeyin peşinde koşmak olmayacak şeyleri istemek olmayacak şeyleri sevmek somutlaişte  bizim yasak elmalarımız bunlar olabilir mi ?  Bazen zaman içerisindeki değişen şartlar, bazen duyulmuş bir kelime , bazen çalan bir şarkı , bazen izlenen bi tiyatro , hatta bazen tek bir bakış ile yasak elma ağacının altında bulabiliriz kendimizi… Bunun bize yaptırımı ne peki ? Zaten cennette değiliz ki dünyaya sürgün olalım, biz her daim sürgündeyiz. 

 

22 mayıs 2017  

 

Sabah geç kalmayıyım diye erken uyandı sahi mesai saat kaçta başlıyordu erken gideyim dedim.  Sabah saat 07:50 ben ofisin önündeydim.  Bekliyorum bugün benim  yeni iş yerinde ilk iş günü meğer ofisin açılış saati 08:30 muş. Velhasıl kapı açıldı içeri girdim oturdum.  Benimle iş görüşmesi yapan beyfendiyi Emrah Bey’i  beklemekteyim.  İçeri bir kadın geldi meğer kendisi ofisin avukatlarındanmış telefon konuşmasından anladım sanırım baya büyük bir egosu vardı . Zaten böyle büyük egolar bi tek avukatlardan oluyor  son sınıfta bunların hepsine ego nasıl büyütülür nasıl egoist biri olunur diye ders veriyorlarmış ben öyle duydum. Zaten telefonda ki konuşmasında da on beş defa avukat sıfatını kullandı toplam görüşme  iki dakika sürdü ama nasıl olduysa sığdırdı yani ego işte.  Sağ taraftaki bir masada  bir bayan oturuyor çok tatlı biri belli içten hoş geldin demesinden belli.  Saat dokuz gibi geldi Emrah bey , deminki bahsettiğim o tatlı kıza döndü ve dedi  Çağla kahve alabilir miyim ? Adını ilk defa orda duydum mutfağa kahve yapmaya gittiğinden bende yardım edeyim diye peşinden gittim bana ofiste herkesin kendine ait bir kahvesi olduğunu anlatırken parmağındaki yüzük gözümün içine giriyordu. Evet kendisi nişanlı. 

.

.

.

.

.

.

2018.

.

.

.

.

.

Bu aralarda o kadar güzel günlerim oldu ki. Yazmak isterdim ama yazamayacağım.  Yanlış anlamayın üşenmiyorum, sadece acı veriyor. Aslında yukarıda yazmaya başlarken bunun mutlu sonlu bir kitap olacağını düşünmüştüm. Kitap olur yaşadıklarımız ama sonu mutlu bitmedi.

Yatağımın karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. nasıl yaşadım beş yıl bu evde? bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? ben ne yaptım? kimse de uyarmadı beni. işte sonunda anlamsız biri oldum. işte sonum geldi. kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım . Sonra onu tanıdım, hayatımda resim asmadık duvar kalmadı. İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur derler bende tam olarak eksik parçamı buldum onda.Ne makine şu insan be; yanına sevdiğini koyuyorsun sonra içine ekmek, ve şarap koyuyorsun. iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor ortaya . Her şarap içtiğimizde konuştuk , her konuştuğumuzda güldük, her güldüğümüzde sevdik. Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. dünyanın bütün kızılderilileri yenilir, spartaküs kaybeder, gün batarken sararır, kuşlar döner, sadri alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. aslında annem seni anlatır dururmuş çocukluğumda, meğer her masala seni anlatarak başlarmış. ‘bir varmış, bir yokmuş’…

Geçen akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Şimdi o odaya giremiyorum. Eve giremiyorum her taraf anı her taraf hüzün. Gece yarılarına kadar yürümekten ayaklarımda yaralar çıktı. Kendimde değilim kulaklarımda hep iyi değilsinler dolaşıyor. Daralıyorum ihtiyacım olan şey bir süre koma veya birazcık alzheimer. Kaldıramıyorum bu yükü. Daralıyorum nefes alamıyorum. olup olmadık zamanlarda ağlıyorum. Devlet dairelerinde ağlıyorum yatağa yattığımda ağlıyorum. Şu aralar hani sevdiğin kişiden gelen dayakla birlikte ağlamak ve yüzünü yıkamadan gözyaşlarının kurumasıyla yatağa bırakmak kendini,işte bir tek bundan huzur buluyorum. Ne zaman geçecek bilmiyorum.

  

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

??????? ?????? ??????? ?????? ??????? ?????? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ??????? ?????? InfoTor.Net -  ??????? ?????????? ???????? ??? ??????????? ? ????????! Skaitliukas.eu - Nemokamas lankytojų skaitliukas Hier gehts zur Topliste Ga naar Frankrijk TopList uw mening telt!!!